16 Temmuz 2011 Cumartesi

Gül ve Geç!

Üç günlük dünya dediler, boşverdim. Dünya sadece bugündü bir günlüktü, hatta sadece şimdi vardı. Ne geçmiş ne gelecek. Sırf bu yüzden, yanımda pişmanlık taşımamak için affettim defalarca. Kimseyi dinlemedim bazen. Yapmak istediğimi yaptım. Kırdım, sonra kırdığım için özür dilemesinide bildim. Önemli değildi benim için. Affet ya da etme. Gel ya da gelme. Ben yine yolumu bulurdum. Bazen bile bile yine hatalarıma koşardım. Öğrendiklerim içimi dele dele içime, ta derinlerime işlerdi. Güçlenirdim.

İşte hayat böyleydi. Hep aynı düzen, değişmeyen aynı çark. İnsanlar bencil ve sevgileri fırlatılıp atılmış. Bunları bile bile hala neyin derdindeydim ben? Yanımda olmak isteyenler zaten yanımdaydı. Affedilmek isteyeni asla geri çevirmedim. Ben affedip temizlendim herşeyi unutup, onlarda vicdanlarını rahatlatıp her zaman olduğu gibi arkalarına bile bakmadan gittiler. Yine de gülmesini bildim. Benim için gereksizdi yüzüme sarfedilen tüm sözcükler. Sahteydi veya değildi. Açıkçası umrumda da değildi. Gözler konuşurdu benimle. Artık o bile önemli değildi..

Biliyorduk ki bu böyle sürüp gidecekti. Günden güne taşlaşacaktı kalbimiz. İyi niyetimiz suistimal edilip harcanacaktı. Kuralı öğreneli oluyordu biraz. Gül ve geç.. Öyleyse neyi bekliyorduk. Kurduğumuz tüm hayallere rağmen değişmeyen dünyanın şerefine içelim!